Bilgi Bankası

  • Sami Efendi ve Ekolü - 16/01/2016
  • Sami Efendi ve Ekolü

    Rakım Efendi mektebine dahil fakat farklı bir şîve sahibi olan Sami Efendi, 16 Zilhicce 1253/13 Mart 1838 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Yorgancılar kethüdası hacı Mahmud Efendi'dir. Asıl adı İsmail Hakkı'dır.1 Sıbyan Mektebi'nde Boşnak Osman Efendi'den sülüs-nesih meşketti. Daha sonraları celî sülüs yazıyı Râkım'ın talebesi Mahmud Şakir Recâi Efendi (1804-1874)'den aldı. Talik yazıyı önce Kıbrısîzâde İsmail Hakkı Bey (1785- 1862)'den sonra Ali Haydar Bey (1802- 1870)'den meşketti. Dîvâni yazıyı Ebûbekir Nâsıh Efendi (1813 - 1885), rik'a yazıyı Ebûbekir Mümtaz Efendi (1810 - 1871)'den meşketti. Sami Efendi asıl maharetini celî sülüs ve celî talik yazıda ortaya koymuştur. Yazıları daha çok zerendûd ile hazırlanmıştır. Mürekkeple yazılmış yazısı yok denecek kadar azdır. Kendisi yazılarını genellikle siyah kâğıda Zırnık Mürekkebi ile hazırlamış ve çok iyi tashih etmiştir. Bu kalıplardan, müzehhipler levhaları hazırlamış yahut taşa hakkedilmiştir. Eseri büyük olarak görmek için tıklayınızSami Efendi'nin müze ve koleksiyonlardaki yazılarından başka Kapalıçarşı, Nûruosmaniye2 ve Fesçiler kapısı üstü celî talikleri mükemmeldir. Bâyezid kapısı üzerinde de II. Abdülhamid adına tertiplediği tuğra bulunmaktadır. Nallı Mescid, Şehzâdebaşı, Atikali Paşa camileri celî sülüs yazıları yanında Yenicami Sebili celî sülüs kitabesi çok meşhurdur. Sami Efendi'nin Yeni Cami sebili kitabesi celî sülüs yazıları, celî sülüs öğrenmek isteyenlere âdeta hoca olmuştur.3 Sami Efendi bu kitabede celî sülüs'ün bütün nüktelerini göstermiştir.4 Sami Efendi (1838 - 1912) XX. asrın başlarında h. 1310/1893'ten sonra bir atılım yaparak, celî sülüste eksik kalan kısımları tamamlamıştır.5 1310/1893 Ramazanında eline geçen İsmail Zühdînin sülüs-nesih murakkaasından seçmeler yaparak Râkım'ın eksikliklerini tamamlamıştır. Celî sülüs'ün en önemli unsurları Sami Efendi'de kemâl bulmuştur. Celî sülüsteki işaretler (tirfil, mim, mimli tirfil, hurûf-u mühmele ve harekeler) yanında rakamlar da Sami Efendi'de kemâl noktasına varmıştır. Tezyinat işaretlerinin düz kısımları Sami Efendi'de daha değirmi bir hal alarak kıvraklık ve canlılık kazanmıştır. Meselâ, tirfilin sol kısmı, şeddenin sol kolu Râkım'a göre Sami Efendi'de daha yumuşak ve değirmi bir hal almıştır. Harekelerde ötrenin baş kısmında başlangıç noktası Sami Efendi'de bir es çizerek başlamış, Rakım Efendi'de ise burası düz bir şekil almıştır. Dolayısıyla Sami Efendi'nin bu yumuşak hareketi ötreye bir canlılık ve yumuşaklık kazandırmıştır.

    Sami Efendi'de ötre kuyruğunun alt kısmı, Râkım'a göre biraz daha beşli bir hâldedir. Diğer harekelerde iki üstat arasında bir fark yoktur. Rakım harflerine göre Sami Efendi harflerinde canlılık mevcuttur. Sami Efendi'de harf zülfeleri yarım nokta daha fazladır; Rakım'da bir buçuk nokta olan elif zülfesi Sami Efendi'de iki noktadır. Elif harfi Sami Efendi'de dibe doğru, son üç noktada hafif bir kıvrım yaparak, Râkım'a göre daha bir hareketlilik kazanmıştır. Esasen bu durum dik harflerin tamamında mevcuttur. Rı, vav gibi kuyruklu harflerin satıra meyli Râkım'da bir buçuk nokta iken, Sami Efendi'de bu meyil daha fazla ve iki nokta kadardır. Sin dişlerinde mevcut kıvraklık ve canlılık Sami Efendi'de daha belirgin bir hal almıştır. Râkım'da nun harfinin çanağı sol tarafta baş kısma bir buçuk nokta kala bitmişken, Sami Efendi’de sol kısmın bitiş noktası, nun başlangıcı ile neredeyse aynı seviyededir. Eseri büyük olarak görmek için tıklayınızSami Efendi yazıda tezyinat unsurlarını bol miktarda kullanmıştır. Bu durum onun celî divanî ile fazlaca meşgul olmasından kaynaklanmıştır. Rakım Efendi'nin istiflerinde harfler, kendi yapıları ile ön plandadır, bazı istiflerinde tezyinat unsurları yok denecek kadar azdır. Bunun sebebi daha önceki devirlerde de harekenin dahi çok kısıtlı kullanılmış olmasıdır. Hareke ve tezyinat işaretleri celî sülüs'e Râkım'la girmeye başlamıştır. Çok titiz bir sanatkâr olan Sami Efendi, yazının tashihi ile fazlaca uğraşır, elinden altı ayda yazı çıktığı olurmuş.6 Râkım'ın tamamlayıcısı olarak kabul edilen Sami Efendi, celî sülüs ve tuğrada Rakım mektebine dahil olmakla birlikte farklı bir şiveye sahiptir.7 Hayatının sonlarını felçli olarak geçiren Sami Efendi 16 Recep 1330 / 1 Temmuz 1912 tarihinde vefat etmiştir.

    Kabri, Fatih Camii haziresinde olup, mezar taşı kitabesi talebesi Kâmil Akdik tarafından celî sülüs ile yazılmıştır. Hüseyin Hâşim Bey'in Sami Efendi hakkında yazdığı kasidesinin bir beyti şöyledir:8 Rakım da eğer görse celî hattını derdi Samî-i sena paye bu vadide yemandır Üstat merhum Necmeddin Okyay, hocası da olan Sami Efendi'nin vefatına düşürdüğü tarihte, onun vefatı ile Rakım yolunun üstadsız kaldığına işaret eder. Tarih şöyledir:9 Serfürû eyler cihan, târih-i Necmeddin için, Göçtü Sami, kaldı Rakım mesleki üstâdsız. 1330 H. Sami Efendi'den sonra talebeleri, Nazif Bey,10 Tuğrakeş İsmail Hakkı Bey,11 Aziz Efendi,12 Ömer Vasfi Efendi13 ve Neyzen Emin Yazıcı14 celî sülüste Rakım yolunda, Sami Efendi şivesinde yazmışlardır. Son devrin önemli hattatlarından Halim Özyazıcı148 ve Hâmid Aytaç15 da aynı vadide eser vermişlerdir. Son iki üstad doğrudan olmasa da, Sami Efendi'nin eserlerinden istifade ile celî yazıda maharet sahibi olmuşlardır.