Bilgi Bankası

  • SANATIN AMACI - 28/11/2016
  • Sanat, insan ve toplumla sıkı münasebeti olan din ve ahlak gibi müstesna bir müessesedir. Çünkü sanat fertlerin zekasına hitap ettiği gibi gönüllerine de hitap eder. Sanatçının yetiştiği muhitin örf, adet, inanç, ahlak ve kültür değelreri onun sanatına yön verir, yani sanatkar kendi çevresinde sanat unsurlarını ve malzemelerini hazır bulur. 

    O, bağlı bulunduğu ekole kendi yaratıcı gücünü de katarak bu malzemeyi ustalıkla kullanır. Sanat milletlerin hayatında duygu ve düşünce birliği sağlayan önemli bir unsurdur. Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Yunus Emre gibi gönül erleri, ruhlarının serhatlerinden kopup gelen feryatları, zevkleri, güzellikleri beşer kulağına fısıldayarak kitleleri arkalarından sürüklemişler, dirliği ve düzeni bozulmuş cemiyetlerde tefekkür ve iman birliği sağlamışlardır. 

    Sanat iyi bir mürebbidir. Onun nefis ve irade terbiyesindeki kudretini iyi bilen atalarımız eğitim ve öğretim çağındaki gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırıp bir hayat disiplini kazandırmak için onlara musıki ve hüsn-i hat gibi sanatları öğretirlerdi. Daha küçük yaşta yazıya başlayan gençler, hocalarının dizi dibinde hem yazı öğrenirler hem de şahsiyetleri teşekkül ederdi. Çünkü yazı tahsiliyle beraber sabır, çalışma, temizlik ve tertip gibi güzel hasletler de kazanılırdı. Bu sebepledir ki, Osmanlılar da Enderun Mektebi, daha geniş sahada tekkeler musıki, hat, tezhip, cilt gibi sanatların öğretildiği birer güzel sanatlar akademisi mevkiinde idi. Buralarda insanlar, zararlı duygu ve düşüncelerden arındırıldıktan sonra, yayın geri çekilip okun hedefine atıldığı gibi, cemiyete hediye edilirlerdi. Her biri çevresine huzur ve sükun veren mana erleri olarak hizmette bulunurlardı.